Endometriozis yumurta rezervini azaltabilir ve kısırlığa yol açabilir; ileri laparoskopi ile güvenle tedavi edilir.
Endometriozis, rahim iç tabakasını oluşturan endometrial hücrelerin doğal yerleşim alanı dışına çıkarak karın zarı ve çevre dokular üzerinde çoğalmasıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Adet dönemlerinde dökülen endometrial hücrelerin bir kısmı tüpler aracılığıyla karın boşluğuna geçebilir. Normalde bağışıklık sistemi tarafından temizlenmesi gereken bu hücreler, bazı kadınlarda genetik yatkınlık ve bağışıklık yanıtındaki bozukluk nedeniyle periton yüzeyine tutunarak çoğalır.
Endometriozisin en sık karşılaşılan tipi, yumurtalık içinde gelişen **endometrioma (çikolata kisti)**dir.
Hastalığın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, kompleks genetik zemin ve retrograd menstruasyon teorisi en güçlü açıklama olarak kabul edilmektedir. Adet kanının geriye doğru akması ile karın içine taşınan endometrial hücrelerin uygun koşullarda yerleşip büyüdüğü düşünülmektedir.
Endometriozis en sık karın zarı, yumurtalıklar ve rahim-rektum arasındaki bölgeyi (rektovajinal septum) tutar. Hastalığın yaygınlığını göstermede altın standart tanı yöntemi laparoskopidir.
Ultrasonografi özellikle endometriomaların değerlendirilmesinde yüksek tanısal değere sahiptir; ancak yüzeyel endometriozis ve yapışıklıkların kesin tanısı için laparoskopi gereklidir.
Laparoskopi bulgularına göre endometriozis Evre I–IV arasında sınıflandırılır.
Değerlendirmede şu kriterler önemlidir:
Odakların yaygınlığı
Yapışıklık varlığı
Endometrioma olup olmaması ve boyutu
Rektovajinal alanın açık veya kapalı olması
Evre I’de milimetrik yüzeyel odaklar görülürken, Evre IV’te belirgin endometriomalar ve ileri düzey yapışıklıklar mevcuttur.
Hastaların hekime başvurma nedenleri çoğunlukla:
Kronik pelvik ağrı
İnfertilite
Ovarian kitle (endometrioma)
Ağrı adet dönemine bağlı olabileceği gibi, cinsel ilişki sırasında ya da adet dışı zamanlarda da görülebilir. Ağrının şiddeti her zaman hastalığın evresiyle paralel olmayabilir.
Tedavinin amacı hastanın ağrı şikâyetini kontrol altına almaktır.
En sık tercih edilen ilaç grubu progesteron içerikli tedavilerdir. Ağrı kontrolünde etkilidir; ancak endometriozis odaklarını geriletme etkileri sınırlıdır.
Ek olarak doğum kontrol hapları ve klasik ağrı kesiciler kullanılabilir.
Cerrahi yaklaşım, özellikle:
3 cm üzeri endometrioma varlığı
Belirgin ağrı
Çocuk sahibi olma hedefi
olan hastalarda gündeme gelir.
Laparoskopi deneyimli merkezlerde yapılmalıdır. Yumurtalık dokusuna yapılan her girişimin over rezervini azaltabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle cerrahi, doğru indikasyonla ve özenle planlanmalıdır.
Cerrahi sonrası çocuk planlayan hastalarda, bir tüp bebek uzmanı tarafından yumurtalık rezervi değerlendirmesi önerilir.
Yumurtalık rezervi düşük olan hastalarda:
Ameliyat öncesi embriyo dondurma (evli kadınlar)
Ameliyat öncesi yumurta dondurma (bekar kadınlar)
doğurganlığın korunması için önemlidir.
Tüp ligasyonu için laparoskopi yapılan kadınların %6–12’sinde farklı evrelerde endometriozis odakları saptanabilir.
İnfertilite nedeniyle başvuran kadınların %15–55’inde endometriozis görülmektedir.
İleri evre vakalarda tüpler ve yumurtalıklar arasındaki anatomik ilişkinin bozulması nedeniyle infertilite gelişebilir.
Endometriomalar çoğunlukla iyi huylu yapılardır. Malignite riski son derece düşüktür (≈ 4–6/1000). Vajinal ultrasonografide tipik görüntüye sahip oldukları için tanı doğruluk oranı %90’ın üzerindedir.
Bu nedenle kanser şüphesi gerekçesiyle, sadece büyüklüğe bakılarak cerrahi önerilmemektedir.
Cerrahiyle endometrioma çıkarıldıktan sonra başka bir infertilite nedeni yoksa, hastaların %50–55’i ilk yıl içinde kendiliğinden gebe kalabilir.
Bir yıl içinde gebelik elde edilemezse tüp bebek tedavisine yönlendirilmelidir.
Aşağıdaki durumlarda ise doğrudan tüp bebek planlanır:
Kadın yaşı ≥ 38
İnfertilite süresi ≥ 3 yıl
Belirgin sperm bozukluğu
Her iki tüp etrafında yaygın yapışıklık varlığı