ERKEĞE BAĞLI KISIRLIK

ERKEĞE BAĞLI KISIRLIK

Sperm sayı, hareket veya yapısındaki bozukluklar erkek kaynaklı infertilitenin başlıca nedenleridir; modern tedavi yöntemleriyle başarılı şekilde yönetilebilir.

ERKEĞE BAĞLI KISIRLIK

Kısırlık tablosunun erkeğe bağlı nedenlerden kaynaklandığının düşünüldüğü durumlarda, ilk aşamada erkeğin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi esastır. Bu değerlendirme sonrasında elde edilen bulgular doğrultusunda, kısırlık tedavisi için izlenecek yol haritası belirlenmelidir.

ERKEĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Gebe kalmakta güçlük yaşayan çiftlerin yaklaşık %40–45’inde infertilitenin temelinde erkeğe ait faktörler yer almaktadır. Nadir görülen bazı hasta gruplarında (örneğin hormonal bozukluklara bağlı hipogonadotropik hipogonadizm) medikal tedavi seçenekleri mevcut olmakla birlikte, hastaların büyük bir kısmında bu tedaviler anlamlı bir fayda sağlamamaktadır.

Erkeğin değerlendirilmesinde ilk ve en önemli basamak, ayrıntılı bir öykü alınmasıdır. Bu kapsamda geçirilmiş hastalıklar, cerrahi girişimler, daha önce kullanılan ilaçlar ve cinsel ilişki sıklığı detaylı şekilde sorgulanmalıdır. Ardından, 2–6 günlük cinsel perhiz sonrasında sperm analizi yapılması gerekmektedir.

Sperm analizinde anormallik saptanan olgularda; fizik muayene, skrotal ultrasonografi, hormonal değerlendirme ve gerekli durumlarda kromozom analizi yapılması gündeme gelebilir. Sperm sayısının normalden düşük olması oligospermi, sperm hareketliliğinin azalması ise astenospermi olarak tanımlanmaktadır.

SPERM TETKİKİNDE SPERM SAYISININ ÇOK AZ OLMASI VEYA SPERM BULUNMAMASI DURUMUNDA YAKLAŞIM

Sperm sayısının belirgin derecede az olduğu olgularda, çok sınırlı hasta grupları dışında, ilaçla tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Bu nedenle bu hastalarda doğrudan tüp bebek tedavisi önerilmektedir. Menide hiç sperm saptanmaması durumunda ise tüp bebek tedavisine ek olarak testis dokusundan cerrahi yöntemlerle sperm aranması işlemleri (TESE / PESA / TESA) uygulanmaktadır.

Bu hasta grubunda %5–10 oranında yapısal veya sayısal kromozomal anomaliler görülebildiğinden, tüp bebek tedavisine başlanmadan önce erkeğe kromozom analizi yapılması planlanmaktadır.

AZOSPERMİ

Azospermi, menide hiç sperm hücresinin bulunmaması durumunu ifade etmektedir. Erkeklerin yaklaşık %1’inde görülürken, gebe kalamayan çiftler arasında bu oran %10–15’e kadar çıkabilmektedir. Tanının kesinleştirilebilmesi için, 6–8 hafta arayla yapılan iki ayrı sperm analizinde de aynı sonucun elde edilmesi gerekmektedir.

Azospermi tanısı alan hastalarda %10–12 oranında kromozomal anomaliler eşlik edebileceği için, bu olgularda kromozom analizi yapılması büyük önem taşımaktadır.

MİKRO-TESE

Tıkayıcı olmayan tipte azospermi saptanan erkeklerde sperm elde edebilmek amacıyla testislerden mikroskop altında doku örneği alınması işlemine mikro-TESE adı verilmektedir. İlk kez mikro-TESE uygulanan hastalarda sperm elde edilme oranı yaklaşık %50–55 civarındadır. Bu noktada işlemi gerçekleştiren üroloğun deneyimi son derece belirleyici bir faktördür.

KLİNEFELTER SENDROMU

Menide sperm bulunmayan erkeklerde en sık karşılaşılan kromozomal anomalilerden biri Klinefelter Sendromudur. Normalde erkeklerde kromozom dizilimi 46,XY şeklindeyken, bu sendromda fazladan bir X kromozomunun bulunması nedeniyle dizilim 47,XXY şeklindedir. Bu hastalarda çocuk sahibi olabilmenin tek yolu tüp bebek tedavisi ile birlikte mikro-TESE uygulanmasıdır.

VARİKOSEL

Varikosel, testislerden kirli kanı taşıyan toplardamarlarda meydana gelen genişleme olarak tanımlanmaktadır. Klinik olarak gözle görülebilen ve elle hissedilebilen varikoseller olabileceği gibi, yalnızca ultrasonografi ile saptanabilen olgular da mevcuttur. Üreme sağlığı açısından özellikle klinik bulgu veren, ele gelen ve ağrıya neden olan varikosellerin önem taşıdığı kabul edilmektedir.