Kadına bağlı infertilite yumurtlama bozuklukları, tüp tıkanıklıkları, rahim içi problemler veya hormon dengesizliklerinden kaynaklanabilir.
Kadına bağlı infertiliteyi değerlendirirken ilk adım, hastanın detaylı tıbbi öyküsünü ortaya koymaktır. Geçirilmiş hastalıklar, düzenli kullanılan ilaçlar, geçmiş ameliyatlar ve cinsel ilişki sıklığı bu değerlendirmenin ayrılmaz parçalarıdır. Kadında gebe kalmayı güçleştirebilen faktörler aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir.
Kadınlarda yumurtlama işlevini etkileyerek gebe kalmayı zorlaştıran durumlar üç ana grupta incelenir:
Beyinden salgılanması gereken FSH ve LH hormonlarının yetersizliği nedeniyle yumurtalıkların östrojen üretimi ve yumurta gelişimi sağlıklı şekilde ilerleyemez.
Yumurtalık rezervinin erken tükenmesi sonucu ortaya çıkar ve kadınlarda erken yumurta kaybı ile ilişkilidir.
Yumurtlamayı bozan en yaygın hormonal bozukluklardan biridir.
Tüplerin tıkanmasına; geçirilmiş cerrahiler, endometriozis, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar veya tüberküloz gibi hastalıklar neden olabilir. Bu durum yumurta ile spermin doğal ortamda karşılaşmasını engelleyerek gebelik oluşumunu zorlaştırır.
Endometriozis, rahim iç tabakasına ait hücrelerin karın boşluğuna veya yumurtalıklara yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır.
En çok kabul gören mekanizma, adet kanının tüpler yoluyla karın boşluğuna geri akması ve burada dokulara tutunarak kistleşmesidir.
En sık belirtiler: adet döneminde şiddetli ağrı, adet dışı dönemde ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, karında ele gelen kitle ve gebe kalma zorluğudur.
Hastalık yaygınlığına göre Evre I–IV arasında sınıflandırılır.
Rahim, tüpler, yumurtalıklar ve bağırsaklar arasında yapışıklıklar oluşturarak anatomiyi bozabilir ve bu durum gebelik şansını azaltabilir.
Gebe kalamayan kadınların %15–55’inde farklı derecelerde endometriozis görülmektedir.
Tüp bebek planlanan olgularda endometrioma kistinin her zaman ameliyatla alınması zorunlu değildir.
Kadınlarda en sık rastlanan hormonal bozukluklardan biridir.
Tanı için yılda 6–8 veya daha seyrek adet görme, vücutta erkek tipi kıllanma artışı ve ultrasonografide polikistik görünüm bulgularından ikisinin varlığı yeterlidir.
Yumurtlamayı bozarak gebe kalmayı güçleştirebilir; ancak uygun tedaviyle gebelik şansı oldukça yüksektir.
Tedavi basamakları:
Yumurtlamayı uyarıcı hap tedavisi
Günlük iğne tedavisi
Tüp bebek tedavisi
Ayrıca kilo artışı eğilimi, ilerleyen yaşlarda diyabet ve kalp hastalıkları riskinde artış görülebilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontroller önemlidir.
Myomlar rahim kas dokusundan gelişen, çoğunlukla iyi huylu tümörlerdir.
Aşırı kanama, uzun süren adet, kasık ağrısı, büyük myomlarda idrar veya dışkılama güçlüğü gibi belirtiler verebilirler.
Rahim kası içerisinde yer alabilir, karın boşluğuna doğru büyüyebilir ya da rahim iç tabakasına baskı yapabilirler.
Rahim içine doğru büyüyen (submüköz) myomlarda histeroskopik cerrahi gerekebilir.
Kız çocukları yumurtalıklarında ömür boyu kullanacakları yumurta hücreleriyle doğarlar.
Ergenlikten itibaren her ay bir yumurta yumurtlanırken diğer yumurtalar da doğal süreçte kaybedilir.
Hiçbir kadın yaşamının herhangi bir döneminde kendiliğinden veya tedaviyle yeni yumurta üretemez.
Yumurtalık rezervi yaşla birlikte azalır; özellikle 38 yaş sonrası bu azalma hızlanır.
Risk faktörleri: yoğun sigara kullanımı, ailede erken menopoz öyküsü, geçirilmiş yumurtalık cerrahileri, kemoterapi/radyoterapi, endometriozis.
Rezerv değerlendirmesi: ultrasonla antral folikül sayımı ve kanda AMH testi.
İlk belirti genellikle adet aralarının kısalması; ilerleyen dönemde adet aralarının uzaması olabilir.
Rahim içine doğru büyüyen submüköz myomlar ve doğuştan rahim şekil bozuklukları da kadına bağlı infertilite nedenleri arasında yer alır.