KOLPOSKOPİ

KOLPOSKOPİ

Kolposkopi, rahim ağzı (serviks), vajina ve vulva dokularının büyütmeli optik sistemler aracılığıyla ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlayan tanısal bir inceleme yöntemidir. Özellikle Human Papilloma Virüsü (HPV) ile ilişkili hücresel değişikliklerin saptanmasında merkezi bir role sahiptir.

Kolposkopik değerlendirme, servikal epitelde gelişebilecek kanser öncüsü lezyonların erken dönemde tanımlanmasına olanak tanır ve hedeflenmiş biyopsi alınmasını mümkün kılar. Bu yönüyle kolposkopi, modern jinekolojik onkoloji pratiğinin vazgeçilmez bileşenlerinden biridir.

KOLPOSKOPİ NEDİR?

Kolposkopi, kolposkop adı verilen, yüksek yoğunluklu ışık kaynağı ve optik büyütme lensleriyle donatılmış özel bir cihaz kullanılarak yapılan bir incelemedir. Serviks, vajina ve vulva yüzeyi yaklaşık 10–40 kat büyütme altında değerlendirilir. Bu sayede çıplak gözle fark edilmesi mümkün olmayan minimal epitel değişiklikleri ayrıntılı biçimde gözlemlenebilir.

Kolposkopi; ASC-US, LSIL, HSIL, CIN1, CIN2 ve CIN3 gibi HPV ile ilişkili lezyonların tanınmasında ve şüpheli alanlardan doğru biyopsi alınmasında temel tanısal araçtır.

KOLPOSKOPİ NASIL YAPILIR?

Kolposkopi işlemi jinekolojik muayene koşullarında gerçekleştirilir ve genellikle 10–15 dakika sürer. İşlem basamakları şu şekildedir:

  • Hastanın jinekolojik muayene pozisyonuna alınması ve spekulum yerleştirilmesi

  • Kolposkop cihazının vajina dışından konumlandırılarak serviksin büyütmeli incelenmesi

  • %3–5 oranında asetik asit uygulanarak anormal epitel alanlarının asetobeyaz görünüm kazanmasının sağlanması

  • Gerekli durumlarda Lugol solüsyonu ile iyot tutulumu değerlendirilmesi

  • Şüpheli alanlardan hedeflenmiş biyopsi alınması

Bu yöntem, rastgele değil, patolojik açıdan en anlamlı alanlardan doku örneklemesi yapılmasına olanak tanır.

KOLPOSKOPİ HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?

Kolposkopi aşağıdaki klinik durumlarda endikedir:

  • Yüksek riskli HPV tiplerinin saptanması

  • Anormal PAP smear sonuçları (ASC-US, LSIL, HSIL, ASC-H)

  • Servikal muayenede şüpheli lezyon saptanması

  • Postkoital kanama varlığı

  • Daha önce servikal girişim uygulanmış hastalarda takip amaçlı değerlendirme

  • Genital siğillerin servikal yayılım şüphesi

KOLPOSKOPİ SIRASINDA BİYOPSİ ALINMASI

Kolposkopi sırasında biyopsi alınması her olguda zorunlu değildir. Normal kolposkopik bulgular saptanan hastalarda biyopsi gerekmeyebilir. Ancak asetobeyaz alanlar, mozaik paternler veya atipik damar yapıları izlendiğinde, en yüksek dereceli lezyonu temsil eden bölgeden biyopsi alınması esastır.

Doğru biyopsi, kanser öncüsü lezyonların atlanmasını önler ve tedavi planlamasının temelini oluşturur.

GEBELİKTE KOLPOSKOPİ

Gebelik döneminde kolposkopi güvenle uygulanabilir. Ancak bazı sınırlamalar söz konusudur:

  • Endoservikal küretaj önerilmez

  • Yüzeyel biyopsiler dikkatle ve sınırlı şekilde alınır

  • Düşük dereceli lezyonlar genellikle izlem altına alınır

  • Yüksek dereceli lezyonlarda tedavi çoğunlukla doğum sonrasına ertelenir

KOLPOSKOPİ AĞRILI MIDIR?

Kolposkopi çoğu hastada ağrısız bir işlemdir. Biyopsi alınması durumunda kısa süreli hafif kramp hissi oluşabilir. Çoğu olguda anestezi gereksinimi yoktur.

ADET DÖNEMİNDE KOLPOSKOPİ

Kolposkopik değerlendirme adet kanaması dışında yapılmalıdır. Kanama, epitel değerlendirmesini zorlaştırır ve tanısal doğruluğu azaltır. En uygun zaman, adet bitiminden sonraki ilk 5–10 günlük dönemdir.

KOLPOSKOPİ SONUÇLARI VE TEDAVİ YAKLAŞIMI

Biyopsi sonuçlarına göre izlenecek yol belirlenir:

  • Normal bulgular: Rutin tarama programı

  • CIN1: Yakın izlem ve periyodik smear/HPV testleri

  • CIN2–CIN3: LEEP veya konizasyon gibi cerrahi tedavi seçenekleri

  • Malignite şüphesi: İleri tanı ve onkolojik tedavi planlaması

KOLPOSKOPİ UYGULAMASINDA TEMEL PRENSİPLER

  • İşlemin deneyimli hekim tarafından yapılması

  • Doğru alanın hedeflenmesi

  • Gereksiz biyopsiden kaçınılması

  • Hastanın bilgilendirilmesi ve psikolojik olarak desteklenmesi

Kolposkopi, doğru endikasyon ve doğru teknikle uygulandığında, rahim ağzı kanserinin önlenmesinde en etkili tanısal yöntemlerden biridir.