Çikolata kistleri, tüp tıkanıklıkları, yapışıklıklar ve bazı miyomlar laparoskopi ile tedavi edilerek doğurganlık korunur.
Laparoskopi, karın içi organların teleskop, soğuk ışık kaynağı ve yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ile görüntülenmesini sağlayan kapalı cerrahi yöntemdir. Başlangıçta yalnızca tanısal amaçla kullanılan bu teknik, günümüzde jinekolojik cerrahilerin büyük kısmında standart yaklaşım haline gelmiştir.
Genel sağlık durumu cerrahiye elverişli olan tüm hastalara laparoskopi uygulanabilir. Ancak işlem sırasında baş aşağı pozisyon gerektirdiğinden, ciddi kalp veya akciğer hastalığı bulunan olgularda tercih edilmez.
Aşırı obezite veya daha önce çok sayıda karın içi cerrahi geçirmiş hastalarda laparoskopi teknik güçlük yaratabilir.
Laparoskopi, açık cerrahinin sunduğu tüm işlemleri daha düşük travmayla gerçekleştirme imkânı sağlar. Başlıca avantajları:
Birçok operasyonun günübirlik yapılabilmesi
Cilt kesilerinin çok küçük olması (0.5–1 cm)
Ameliyat sonrası ağrının belirgin şekilde daha az olması
Normal yaşama ve işe dönüşün çok daha hızlı gerçekleşmesi
İçeride yapılan cerrahi işlem, açık ameliyattaki kapsamla eşdeğerdir.
Muayene ve görüntüleme yöntemleriyle saptanan patolojilerin tedavisi için uygulanır.
Kısırlık açısından laparoskopik tedaviler arasında:
Adezyolizis: Yapışıklıkların açılması
Salpingostomi: Tüpün yumurtalık tarafındaki tıkanıklığının açılması
Fimbrioplasti: Kısmi tıkanıklıkların düzeltilmesi
Geçirilmiş enfeksiyonlar, apandisit, önceki cerrahiler veya endometriozis; tüp–yumurtalık ilişkisini bozarak infertiliteye yol açabilir. Yapışıklıklar açılabilir nitelikteyse adezyolizis sonrası 1 yıl içinde %30–60 gebelik oranları bildirilmiştir. Yoğun yapışıklıklarda ise tekrar yapışma riski yüksek olduğundan tüp bebek önerilir.
Hidrosalpenks varlığında tüp salpingostomi ile açılabilir; ancak tüp duvarının hasarlı olduğu durumlarda gebeliğe hazırlık amacıyla tüpün alınması gerekir. Kapalı tüplerin yerinde bırakılması tüp bebek başarısını olumsuz etkiler.
Günümüzde kullanım alanı oldukça azalmıştır. Muayene, ultrason ve rahim filmi bulguları normal olan kadınlarda çoğu zaman infertiliteyi açıklayacak klinik bir bulguya rastlanmaz.
Sıklıkla yalnızca hafif endometriozis veya hafif yapışıklık görülür; bunların infertilite üzerindeki etkileri sınırlıdır. Bu nedenle modern yaklaşımda tanısal laparoskopiye nadiren ihtiyaç duyulur.
Endometriozis, rahim iç duvarını oluşturan hücrelerin rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkar; periton, yumurtalık, rahim arkası bölge ve ileri olgularda bağırsakları tutabilir. Ağrı, kısırlık ve kistik oluşumlar sık görülür.
Erken evre lezyonlar laparoskopide yakılarak veya lazerle temizlenebilir.
Daha ileri evrede endometrioma adı verilen yumurtalık kistleri gelişir ve laparoskopik olarak çıkarılabilir.
Endometrioma cerrahisinde yumurtalık rezervi açısından son derece dikkatli olunmalıdır. Hem hastalığın kendisi hem de yapılan cerrahi, yumurtalık kapasitesinde azalma riski taşır. Bu nedenle tekrarlayan endometriomalarda, çocuk isteği varsa çoğu zaman tüp bebek daha rasyonel bir yaklaşımdır.
Cerrahi sonrası 12 ay içinde çiftlerin yaklaşık %50’si kendiliğinden gebelik elde eder. Bu süre içinde gebelik oluşmazsa tüp bebek önerilir. Aşılama genellikle düşük başarı oranları nedeniyle tercih edilmez.
Yağ, kıl, diş, sinir veya kas dokusu içerebilen doğumsal kistlerdir.
En sık komplikasyon torsiyondur; zamanında müdahale edilmezse yumurtalık kaybedilebilir.
4 cm ve üzerindeki dermoidler alınmalıdır. Laparoskopi bu kistler için oldukça uygundur.
%15 oranında iki taraflı olabilir; bu nedenle diğer yumurtalık da dikkatle incelenmelidir.
Yumurtalık çevresindeki doğumsal yapılardan gelişir. Büyük boyutlara ulaştığında çıkarılır. Kötü huylu olma olasılıkları çok düşüktür.
Yumurtalık kaynaklı iyi huylu tümörlerdir. Seröz ve müsinöz tipleri en sık görülür.
Ultrasonda kistik–katı yapılar bir aradaysa şüphe artar ve kesin tanı cerrahi ile konur.
Menopoz dönemine yakın hastalarda yumurtalığın tamamen alınması tercih edilebilir; genç hastalarda yalnızca kistin çıkarılması yeterlidir. Operasyon sırasında frozen patoloji yapılmalıdır.
Myomlar uygun boyut ve yerleşimdeyse laparoskopik olarak çıkarılabilir.
Ameliyat gerektiren durumlar:
Boyut: 6 cm üzerinde veya hızlı büyüyen myomlar
Kanama: Rahim içine uzanan ve kanama yapan myomlarda histeroskopik veya laparoskopik cerrahi
Bası semptomları: Mesane, rektum veya üreter üzerine baskı yapan myomlar
Kısırlık: Başka hiçbir neden bulunamayan infertil çiftlerde myomun çıkarılması düşünülebilir
Laparoskopik cerrahi için ideal kriterler:
Myomun 8 cm’den küçük olması
3 cm’den büyük myomların toplam sayısının üçten az olması
Myomun rahim duvarına çok derin gömülmemiş olması
Cerrahi sonrası 2–3 ay gebelik önerilmez.
Rahimin alınması laparoskopik olarak güvenle yapılabilir.
Rahim sarkması olan hastalarda vajinal histerektomi tercih edilse de diğer pek çok durumda laparoskopik histerektomi etkin ve düşük travmalı bir seçenektir.
Cerrahi sonrası hastalar genellikle 1–2 gün içinde taburcu olur.